Mihri Belli, 1 Mart tezkeresi öncesinde Türkiye’nin Irak’ta emperyalist işgalin suç ortağı durumuna düşürülmesini engellemek için yoğun çaba sarfetti, İslami hareketin ve Kürt demokratik muhalefetinin önde gelen isimleriyle savaşa ve tezkereye karşı en geniş yurtseverler cephesinin kurulması amacıyla çeşitli görüşmeler gerçekleştirdi. Mihri Belli, Medya TV‘de Yaşar Kaya ile Irak Savaşı ve Kürt sorununu tartışıyor. Yazının Devamı »
28. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde gösterilecek en ilginç yapımlardan biri, Yunanlı yönetmen Fotos Lamprinos’un ‘Kaptan Kemal, Bir Yoldaş’ adlı belgeseli. Film, Türk solunun efsane ismi Mihri Belli’nin 1947′deki Yunan İç Savaşı’nda komünist arkadaşlarıyla dağlarda verdiği mücadeleyi anlatıyor. Yazının Devamı »
Türk solunun önde gelen isimlerinden Mihri Belli (93), ‘derin devlet’in gün yüzüne çıkması için Güneydoğu’daki faili meçhul cinayetlerin araştırılması gerektiğini belirtiyor. İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’le yollarını ayırmasının sebebini ise şöyle özetliyor: “Perinçek, yeterince askere yakın olmadığımız için bizden ayrılmıştı.” Zaman Gazetesi‘nden Kamil Maman‘ın haberi Yazının Devamı »
Devlet içinde, terör yapmak ve yaptırmak üzerine kurulmuş yada birilerine kurdurulmuş örgütler Osmanlı’da , Cumhuriyet’in ilk yıllarında da vardı. Topal Osman hikayesi gibi, Sabahattin Ali’nin Edirne sınırına götürülüp katledilmesi gibi ama 1960′lı yıllarda oluşturulmaya çalışılan örgütler’in genel adı 12 mart darbesinde işkencecilerin ağzından öğrenildi ki kontrgerilla imiş. Hatta İlhan Selçuk’un işkence edildiği Ziverbey köşkü de kontrgerillanın sorgu evi olduğu söylendi. Suç dosyası, herkes biliyor ki epey yüklü. Önce devrimci gençlik önderlerinin birer birer sokaklarda kıstırılıp öldürülmeleri, Eminönü araba vapurunun batırılması, Kültür Sarayı yangının devrimcilerin üstüne atılması. Özellikle 12 eylülden önceki birkaç yılda kontrgerilla uygun çalışma ortamı buldu. Kimi sağdan çoğu soldan, bir sürü aydının katli. Buna Abdi İpekçi de dahil. Maraş katliamı, Çorum olayları. Kısacası hem 12 martı hem de 12 eylülü hazırlayan provokasyonlar. Yazının Devamı »
Hrant’ın Saygıyla Uğurlanması Halkların Kardeşliğine Perçin, Manevi Dayanaklarımıza Dönüştür
11 Şubat 2007Yazılar/Makaleler 1 YorumYüzbinler ellerinde “Hepimiz Ermeniyiz”, “Hepimiz Hrant Dink’iz” dövizleriyle Hrant’ı, saygıyla uğurladı. Anlamı ne? Türkiye’de ilk kez Anadolu halklarının kardeşliğini perçinleyen, öngörülmemiş, kendiliğinden oluşan bir yığınsal eylem. Bunun ülkemizin geleceği üzerinde derin etkileri olacaktır. 22 Ocak 2007 öncesi Türkiye ile bu tarihten sonrasının Türkiyesi aynı Türkiye değildir artık. Bu tarihimizdeki en övgüye değer manevi dayanaklarımıza dönüştür. Hrant’la en son Pera Palas Oteli’nde benim de içinde bulunduğum bazı aydınların “Silahlar Sussun” çağrısı sırasında karşılaşmıştım. “Şu Ermeni meselesini başbaşa verip bir konuşalım” diye anlaşmıştık. Onun kendi ulusal kimliğine sahip çıkan ama aynı zamanda enternasyonalist ve yurtsever tavrını onaylıyordum ve bizlerin baş muhataplarımızdan biri olması gerektiğini düşünüyordum. Yazının Devamı »

Televizyonu açıyorsun. Panel var. Konu Büyük Ortadoğu Projesi. Kısacası BOP tartışılıyor. Yaşını başını almış diplomat eskileri Amerikan tezgahı BOP’un uygulamaya konduğunda Türkiye’ye düşecek rolü tartışıyorlar. Bizim Dışişleri’nde yıllarca hizmet etmiş bu emekli baylar öyle şeyler söylüyorlar ki sanırsın Bush yönetiminin bir sözcüsü konuşuyor. Paneli yöneten diplomatik kariyerden değil. Esasta onun da ötekilerle bir görüş ayrılığı yok. Derin (!) dış politika tahlilleri diye sunduklarının ABD emperyalizminin dayatmalarını sineye çekmekten öte bir anlamı yok. Halkların direnişinin lafı bile edilmiyor. Yazının Devamı »

Kızıldere ne anlam taşır? Ne var Kızıldere‘de? Devrimci özveri var. Direniş ruhu var. Ülkeyi emperyalizmin uydusu durumuna düşüren, emekçiye düsman bir düzene karşı isyan var. Yoldaşlar arası dayanışma var. Yurtseverliğin doruğa yükselişi, halkın davası uğruna ölüme meydan okuyuşu var. Saflarda bölünmenin mahkum edilişi, birlik mesajı var Kızıldere‘de. Ve biz “kalan sağlar” ve özellikle genç kuşaklar eğer bir yerlere varacaksak Kızıldere‘nin devrimci geleneğimizin bir parçası olduğu bilinciyle onun direniş ruhunu canlı tutmalıyız. Yazının Devamı »
Sosyalizm, çağımızın devrimci düşüncesini benimsemiş olan aydınlar eliti tarafından emekçi yığınlarına yukardan aşağıya sunulan bir lütuf olamayacağına göre, sosyalizm bizzat işçi sınıfının bağlaşığı emekçi yığınlarla birlikte verdiği devrimci mücadelenin ürünü olacağına göre, bu yığınların geniş bir kısımının henüz sosyalizm davasına kazanılmadığı bu aşamada sosyalist hareketin o yığınlara ulaşması olanağını sağlayacak olan demokrasinin birinci hedef, demokrasi mücadelesinin de önde gelen devrimci görev olduğu açıktır.
Türkiye gerçekliğinde demokrasi mücadelesi işbirlikçi tekelci burjuvazinin sömürü ve tahakküm olanaklarının elinden alınmasını da hedef alır. Bu yolda mücadele anti-emperyalist mücadeleden ayrı olarak düşünülemez. İşbirlikçi sermayeye el kaldıran transnasyonallere, emperyalizme de el kaldırmış olur. Ayni biçimde bugünün dünyasında anti-emperyalist mücadelede de yerli işbirlikçi tekelci büyük sermayenin kamulaştırmalar yoluyla mülksüzleştirilmesini hedef alan sosyalizme yönelik mücadeleden ayrı düşünülemez. İkisi içiçedir. Ve mücadele hedefine ancak en geniş emekçi yığınlarının bilinçli ve örgütlü olarak katılımıyla başarıya ulaşabileceğinden, bu, aynı zamanda, demokrasiyi devrimci eylem içinde kurma mücadelesidir, demokrasi mücadelesidir.
“Sosyalizm Yolunda Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye” sloganı bu dediklerimizi ifade eder. Bu, geçmişte bazılarının iddia ettiği gibi “sosyalist mücadeleyi ertelemek” değildir. Sosyalizme giden yolu açmak, bağımsız ve demokratik bir devrim Türkiyesini yaratmaktır gösterilen hedef. Besbelli, sosyalistler sosyalizm yolunda mücadele vermekle yükümlüdürler. Ama sosyalistler aynı zamanda en tutarlı, en en güvenilir bağımsızlık ve demokrasi savaşçılarıdır da. Ancak emperyalizme karşı, faşizme karşı mücadelenin sosyalistlerin tekelinde omadığını da bilelim. Bu mücadele toplumda tüm ulusal ve demokratik güçlerin mücadelesidir. İşçi sınıfı içinde, yoksul köylülük saflarında derin kökler salabilmiş bir sosyalist parti bütün ulusal ve demokratik güçleri emperyalizme karşı, faşizme karşı cephe birliği kurmayı, işbirlikçi tekelci burjuvaziyi bağlaşıklarıyla birlikte tecrit etmeyi görev bilmelidir. Yazının Devamı »


(Mihri Belli’nin 20 Mart 1969 günü Ankara Hukuk Fakültesinde vermeyi tasarladığı konferansın metnini sunuyoruz.. Okurlarımızın bildikleri gibi, Mihri Belli’nin, konferans gününden bir gün önce tutuklanmasıyla ve, Hukuk Fakültesinde ertesi günkü olayların tertip edilmesiyle bu konuşmaya engel olundu. Konferansın konusu Millet Gerçeği’dir. Amacı millet ve milliyetçilik kavramına devrimci bilim ışığında açıklık getirmek, gayri-milli unsurların işine gelen sisi dağıtmak ve ak koyunla kara koyunun iyice ayırt edilmesini sağlamaktır. Mihri Belli’nin konuşmasına engel olanlar o sisin dağılmasını istemeyenler, bulanık havadan hoşlananlardır.
Konferans metninin redaksiyonunu biz yaptık. Yazarın; kendisi şu anda hapishanede olduğundan metni gözden geçiremedi. Redaksiyonda bir kusurumuz olduysa Mihri Belli’den ve okurlarımızdan özür dileriz.) (Aydınlık‘ın notu) Yazının Devamı »

Abdullah Öcalan: Değerli usta, oldukça önem verdiğiniz halkların eşitlik ve özgürlük temelindeki birliği için şimdi bir imkan doğuyor. Altmış yıllık bir komünist mücadele yaşamınızda çok şey söylediniz, bizden çok önceleri enternasyonalist temelde bir gerilla savaşımına da katıldınız, Yunan iç savaşının etkin bir gerillasıydınız. Daha öncesinde, siyahlarla birlikte Amerikan Komünist Partisi’nin içinde de yer aldınız. 1940-50 yıllarında Türkiye Komünist Partisi’nin aktif bir üyesiydiniz ve merkezine kadar gittiniz. 1950-60 arası büyük tevkifat sürecini yaşadınız. 1960-70 arasındaki solun yükselişinde halk hareketinin ve devrimci gençlik mücadelesinin, yükselişinde çok aktif roller oynadınız. Bir kez daha egemenlerin bir nolu boy hedefi haline geldiniz. 1970-80 arası bu mücadele devam etti. 12 Eylül’le birlikte bir kez daha yurtdışı muhacerat ve yine elden geldiğince bir yandan çözülen reel sosyalizme karşı devrimci sosyalizmin vazgeçilmez bir temsilciliği gibi ilkeli tutumunuzda ısrar ettiniz. Ve Kürdistan Ulusal Kurtuluş Savaşımının 15 Ağustos 1984 Atılımı’nı heyecanla izlediniz. Bu arada, oldukça hem umut verdiniz, hem de oradan güç aldınız. Ve doğru, ilkeli tutumun örnek değerlendirmelerini hep sizden duyduk. Yazının Devamı »


Son Yorumlar