<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mihri Belli &#187; Bağımsızlıkçılık</title>
	<atom:link href="http://mihribelli.com/tag/bagimsizlikcilik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://mihribelli.com</link>
	<description>Gerçekten Demokratik, Tam Bağımsız Türkiye ve Sınırsız, Sınıfsız Bir Dünya Mücadelesine Adanmış Bir Ömür</description>
	<lastBuildDate>Tue, 05 Jan 2010 17:24:02 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Milli Demokratik Devrim</title>
		<link>http://mihribelli.com/2006/09/20/milli-demokratik-devrim/</link>
		<comments>http://mihribelli.com/2006/09/20/milli-demokratik-devrim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Sep 2006 19:11:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar/Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımsızlıkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[MDD]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyalist Gelenek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://mihribelli.wordpress.com/2006/09/20/milli-demokratik-devrim/</guid>
		<description><![CDATA[Sosyalizm, çağımızın devrimci düşüncesini benimsemiş olan aydınlar eliti tarafından emekçi yığınlarına yukardan aşağıya sunulan bir lütuf olamayacağına göre, sosyalizm bizzat işçi sınıfının bağlaşığı emekçi yığınlarla birlikte verdiği devrimci mücadelenin ürünü olacağına göre, bu yığınların geniş bir kısımının henüz sosyalizm davasına kazanılmadığı bu aşamada sosyalist hareketin o yığınlara ulaşması olanağını sağlayacak olan demokrasinin birinci hedef, demokrasi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-35" style="margin-left: 10px" src="http://mihribelli.com/files/2008/08/bagimsiz-turkiye-205x300.jpg" alt="" width="205" height="300" /><strong>Sosyalizm</strong>, çağımızın devrimci düşüncesini benimsemiş olan aydınlar eliti tarafından emekçi yığınlarına yukardan aşağıya sunulan bir lütuf olamayacağına göre, sosyalizm bizzat işçi sınıfının bağlaşığı emekçi yığınlarla birlikte verdiği devrimci mücadelenin ürünü olacağına göre, bu yığınların geniş bir kısımının henüz sosyalizm davasına kazanılmadığı bu aşamada sosyalist hareketin o yığınlara ulaşması olanağını sağlayacak olan demokrasinin birinci hedef, demokrasi mücadelesinin de önde gelen devrimci görev olduğu açıktır.</p>
<p>Türkiye gerçekliğinde demokrasi mücadelesi işbirlikçi tekelci burjuvazinin sömürü ve tahakküm olanaklarının elinden alınmasını da hedef alır. Bu yolda mücadele anti-emperyalist mücadeleden ayrı olarak düşünülemez. İşbirlikçi sermayeye el kaldıran transnasyonallere, emperyalizme de el kaldırmış olur. Ayni biçimde bugünün dünyasında anti-emperyalist mücadelede de yerli işbirlikçi tekelci büyük sermayenin kamulaştırmalar yoluyla mülksüzleştirilmesini hedef alan sosyalizme yönelik mücadeleden ayrı düşünülemez. İkisi içiçedir. Ve mücadele hedefine ancak en geniş emekçi yığınlarının bilinçli ve örgütlü olarak katılımıyla başarıya ulaşabileceğinden, bu, aynı zamanda, demokrasiyi devrimci eylem içinde kurma mücadelesidir, demokrasi mücadelesidir.</p>
<p><strong>“Sosyalizm Yolunda Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye”</strong> sloganı bu dediklerimizi ifade eder. Bu, geçmişte bazılarının iddia ettiği gibi <em><strong>“sosyalist mücadeleyi ertelemek” </strong></em>değildir. Sosyalizme giden yolu açmak, bağımsız ve demokratik bir devrim Türkiyesini yaratmaktır gösterilen hedef. Besbelli, sosyalistler sosyalizm yolunda mücadele vermekle yükümlüdürler. Ama sosyalistler aynı zamanda en tutarlı, en en güvenilir bağımsızlık ve demokrasi savaşçılarıdır da. Ancak emperyalizme karşı, faşizme karşı mücadelenin sosyalistlerin tekelinde omadığını da bilelim. Bu mücadele toplumda tüm ulusal ve demokratik güçlerin mücadelesidir. İşçi sınıfı içinde, yoksul köylülük saflarında derin kökler salabilmiş bir sosyalist parti bütün ulusal ve demokratik güçleri emperyalizme karşı, faşizme karşı cephe birliği kurmayı, işbirlikçi tekelci burjuvaziyi bağlaşıklarıyla birlikte tecrit etmeyi görev bilmelidir.<span id="more-10"></span></p>
<h2>Milli Demokratik Devrim</h2>
<p>Bir toplumun önündeki devrimci adımın hangi adım olduğunu devrim yolunda aştığı mesafe belirler. Eğer ülke demokratik devrimini geçmişse, burjuva demokratik devrimler çağını da yapamamış ise, bu devrimin başta gelen unsuru olan toprak devrimini görmemiş, tanımamış ise, bir devrimle yazgısını değiştirmedikçe Üçüncü Dünya&#8217;nın sömürülen azgelişmiş ülkeleri safında debelenmesi kaçınılmazdır. Türkiye böyle bir ülkedir. Belli bir bağımlı kapitalist gelişmeden geçmiş olması, topraklarının bir ucunun Avrupa kıtasına girmiş bulunması bu gerçeği değiştirmez.</p>
<p>Türkiye&#8217;de egemen güç emperyalist tekellerin, transnasyonallerin acentası durumunda olan işbirlikçi, tekelci kapitalistler sınıfıdır. Bu sınıfın ve bağlaşığı olan taşra mütegallibesinin çıkarları ülkenin geri, sömürülen ülke durumunun sürüp gitmesini emreder. Bağımlı kapitalist ekonominin siyasal üstyapısı bu bağımlılığı açıkça yansıtmaktadır. Bugün Türkiye topraklarında Türk hükümetinin denetimi dışında nükleer füzelerle donatılmış Amerikan üstleri vardır. Ve bu yüzden Türkiye, iradesi dışında kopacak bir nükleer savaşta ilk dövülecek hedeflerden birisidir.</p>
<p>Yer yer yarı-feodal ilişkileri de barındıran bağımlı kapitalizmin siyasal üstyapısı demokratik olamaz. Türkiye&#8217;de arada bir askeri darbelerle kesintiye uğratılan şekli burjuva parlamenter düzen işçi sınıfının, köylülüğün kendi partisi ile parlamenter mücadele alanında yerini almasını ve gücü ile orantılı olarak ülke politikasında belirleyici rol almasını engelleyen anti-demokratik bir düzendir. Ülke nüfusunun beşte birini oluşturan Kürt ulusal topluluğunun varlığı inkar edilir, bu topluluğa zorla asimilasyon politikası uygulanır. Devlet aygıtı içinde, seçimle gelen hükümetlerin denetimi dışında ayrıcalıklı kastlar oluşmuştur. Ve bunlar ayrıcalıklarını tehlikede gördükleri anda darbenin koşullarını hazırlamak için tertiplere girişirler ve vatan kurtaran arslan pozunda CİA&#8217;nın izniyle baskını yaparlar. Darbe sonucunda sol ezilir, işçinin, emekçinin gerçek ücreti yarıya düşer, işbirlikçi tekellerin kârları rekor düzeye yükselir. Ve vatan böylece kurtarılmış olur. Burjuva partilerin iktidarın bu şekilde gasp edilmesine karşı çıkışları göstermeliktir. Onlar cuntacılardan çok halktan korkarlar. “Ara dönem” dedikleri cunta yönetiminden “normal koşullar” denilen parlamentoculuk oyununa geçildiğinde de devletin polis devleti niteliği değişmez. Türkiye&#8217;de işkence iktidarların doğal saydıkları yönetim yöntemidir. Cezaevleri birer işkencehane olmakta devam eder.</p>
<p>Evet, böyle bir düzendir Türkiye&#8217;nin düzeni. Böyle bir ülkenin önündeki devrimci adım, bağımsızlık ve demokrasiyi gerçekleştirmeyi hedef alan ve bu hedeflere ulaşılmakla toplumu sosyalist kuruluş aşamasına getirecek olan Milli ve Demokratik nitelikte bir Devrim&#8217;den başkası olamaz. Sosyalizm, çağımızın devrimci düşüncesini benimsemiş olan aydınlar eliti tarafından emekçi yığınlarına yukardan aşağıya sunulan bir lütuf olamayacağına göre, sosyalizm bizzat işçi sınıfının bağlaşığı emekçi yığınlarla birlikte verdiği devrimci mücadelenin ürünü olacağına göre, bu yığınların geniş bir kısımının henüz sosyalizm davasına kazanılmadığı bu aşamada sosyalist hareketin o yığınlara ulaşması olanağını sağlayacak olan demokrasinin birinci hedef, demokrasi mücadelesinin de önde gelen devrimci görev olduğu açıktır.</p>
<p>Türkiye gerçekliğinde demokrasi mücadelesi işbirlikçi tekelci burjuvazinin sömürü ve tahakküm olanaklarının elinden alınmasını da hedef alır. Bu yolda mücadele anti-emperyalist mücadeleden ayrı olarak düşünülemez. İşbirlikçi sermayeye el kaldıran transnasyonallere, emperyalizme de el kaldırmış olur. Ayni biçimde bugünün dünyasında anti-emperyalist mücadelede de yerli işbirlikçi tekelci büyük sermayenin kamulaştırmalar yoluyla mülksüzleştirilmesini hedef alan sosyalizme yönelik mücadeleden ayrı düşünülemez. İkisi içiçedir. Ve mücadele hedefine ancak en geniş emekçi yığınlarının bilinçli ve örgütlü olarak katılımıyla başarıya ulaşabileceğinden, bu, aynı zamanda, demokrasiyi devrimci eylem içinde kurma mücadelesidir, demokrasi mücadelesidir.</p>
<p>“Sosyalizm Yolunda Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye” sloganı bu dediklerimizi ifade eder. Bu, geçmişte bazılarının iddia ettiği gibi “sosyalist mücadeleyi ertelemek” değildir. Sosyalizme giden yolu açmak, bağımsız ve demokratik bir devrim Türkiyesini yaratmaktır gösterilen hedef. Besbelli, sosyalistler sosyalizm yolunda mücadele vermekle yükümlüdürler. Ama sosyalistler aynı zamanda en tutarlı, en en güvenilir bağımsızlık ve demokrasi savaşçılarıdır da. Ancak emperyalizme karşı, faşizme karşı mücadelenin sosyalistlerin tekelinde omadığını da bilelim. Bu mücadele toplumda tüm ulusal ve demokratik güçlerin mücadelesidir. İşçi sınıfı içinde, yoksul köylülük saflarında derin kökler salabilmiş bir sosyalist parti bütün ulusal ve demokratik güçleri emperyalizme karşı, faşizme karşı cephe birliği kurmayı, işbirlikçi tekelci burjuvaziyi bağlaşıklarıyla birlikte tecrit etmeyi görev bilmelidir.</p>
<p>Geçmişte MDD çizgisini savunanların bütün güçleri bağımsızlık ve demokrasi hedefine yöneltme çabasında oldukları, sosyalizm mücadelesini küçümsedikleri, hatta TİP yanlılarının “Sosyalist Türkiye” sloganına karşı çıktıklarını ileri sürenler oldu. O dönemde TİP yöneticilerinin ileri sürdüğü “Sosyalist Türkiye” sloganı bu partinin parlamentarist, pasifist tutumunu maskelemek için ileri sürülen görünüşte sol bir slogandır. Biz buna karşı çıktık; elbetteki sosyalizme karşı olamazdık.</p>
<p>Hem Türkiye&#8217;de sosyalist mücadeleyi nasıl verirsin? Faşizme karşı, emperyalizme karşı mücadelenin bize dayattığı acil görevleri bir yana bırakıp, bütün oyunları parlamentoculuk oyununa bağlayarak sabahtan akşama “Sosyalist Türkiye” diye bağırarak değil elbette. Emperyalist sistem içinde sömürülen ülke durumunda olan Türkiye&#8217;de “gelin sosyalizmi kuralım” diye ortaya çıkmaya kalksan ancak gülünç duruma düşersin. Yapılacak şey, bir yandan emperyalizme karşı, faşizme karşı bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinin acil görevlerini eksiksiz ve yürekle yerine getirirken bu mücadele içinde yer alan yığınları, kadroları sosyalist bilince ulaştırmak için gerekeni yapmaktır: Yayın, eğitim, araştırma; bilimsel sosyalizmin temel yapıtlarını Türkçeye kazandırmak, Marksist düşünceyi işçi mahallerinden en ücra köy dağlarına kadar iletmek &#8230;</p>
<p>Bütün bunları MDD çizgisini benimseyenler yaptı.</p>
<p>İşbirlikçi, tekelci burjuvazinin mülkiyetindeki üretim araçlarının, bu sınıfın egemen durumuna son vermek amacıyla ilk aşamada kamulaştırılması sosyalist kuruluşa geçiş değil midir? Bu, sosyalist kuruluşun ancak Milli Demokratik Devrim&#8217;in belli başlı görevlerinin yerine getirilmesinden sonra yer alacağı yolundaki sav ile çelişmiyor mu?</p>
<p>Eğer, dünyada birçok örneklerini bugün gördüğümüz gibi, ayrıcalıklı bir bürokrat zümre tahakkümü altında devlet kapitalizmi değilse amacımız, ki bir devrimci halk iktidarının amacı bu olamaz, bu ilk aşamada da kamulaştırmalar yoluyla kurulacak olan bir sosyalist sektördür. Ama henüz ülke düzeyinde sosyalist kuruluşa geçiş değildir. Bu kamulaştırmaların birinci hedefi ülkenin iktisadi bağımsızlığıdır. Ülke ekonomisine, dolayısıyla politikasına hükmetme olanaklarının işbirlikçi sermayeden ve emperyalist tekellerden alınmasıdır. Ülke düzeyinde sosyalist kuruluşa paldır küldür geçilemez. Sosyalizm yığınların eseri olacağına göre, bu yığınlar içinde, özellikle yoksul köylülük saflarında uzun süreli, sabırlı çalışmaları gerektirir.</p>
<p>Milli Demokratik Devrim tezleri, bu ad altında ilk kez altmışlı yıllarda savunulmuş olmakla birlikte, bu tezler, özünde, Türkiye&#8217;de Marksist hareketin 1920&#8242;lerden beri savunduğu asgari programın günün koşulları göz önünde tutularak bir ölçüde geliştirilmiş şekliden başka bir şey değildir. Bilindiği gibi bu tezlerde asker-sivil-aydın zümre ulusal demokratik güçlerden sayılmıştı. Türkiye toplumunda okul görmüşlerin büyük kitlesiyle demokratik bir güç oluşturduğu tartışma götürmez. İlerici güçlerin hareketlilik dönemlerinde TÖS&#8217;ün, TÖB-DER&#8217;in, tekniker örgütlerinin, TMMOB&#8217;nin, barolar, tabipler odaları ve benzeri meslek örgütlerinin demokratik güçler safında yer aldıkları ortadır.</p>
<p>Askerlere gelince, hiç değilse 1960&#8242;larda subaylar ve astsubaylar zümresi içinde hiç de küçümsenmemesi gereken ilerici tutum ve davranışa yatkın bir kesim olduğu tartışma götürmez. Bizim bu kesimi Kurtuluş Savaşımızın istiklalci geleneğine sahip çıkmaya ve Türkiye toplumunun ilerici saflarında yer almaya çağırmamız doğru bir davranıştır. 27 Mayıs hareketi sonrası dönemde Türkiye toplumunun sola açılışından subay astsubay kadrosunun önemli bir kesimi özellikle, alt rütbedekiler etkilenmişti. Genç subaylar içinde sol basını izleyenler ve çağımızın devrimci düşüncesine eğilim gösterenler yer yer etkindir. Bu toplumdaki güçler dengesini değerlendirirken Türkiye&#8217;nin bu gerçeğini göz önünde tuttuk. Bu bize son derece önemli bir alanı tümü ile burjuvaziye terk etmeme, bu alanda da çalışma görevini yüklüyordu. Baskını karşı tarafın yapabilmiş olması ve hemen ardından silahlı kuvvetlerde tasfiyeye girişmesi tutumumuzun yanlışlığının kanıtı olamaz, tam tersine.</p>
<p>12 Mart darbesi öncesi militan solun hemen hemen tümünün savunduğu MDD çizgisi, bugün çok daha dar bir çevre tarafından savunulmaktadır. Bu, MDD sloganlarının artık aşıldığını göstermez. Çünkü “Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye” sloganı ancak ülkemizdeki Amerikan vesayetine ve işbirlikçi tekelci kapitalistler sınıfının egemenliğine son verildiğinde, köklü demokratik reformlar gerçekleştirilerek ülkemiz tam bağımsız ve gerçekten demokratik bir ülke durumuna geldiğinde işlevini tamamlamış olur. Ama bugün Türkiye altmışlı yıllardakinden daha bağımlı, ve düzen bugün o yıllardakinden çok daha anti-demokratiktir. Onun için bu slogan bugün de geçerlidir.</p>
<p>Bilindiği gibi, 12 Mart döneminde askeri mahkemelerin baktığı belli başlı davaların iddianame ve gerekçeli hükümlerinde askeri savcı ve yargıçlar Milli Demokratik Devrim tezlerini kendi açılarından açıklayarak suçlamaya uğramışlardır. Dev-Genç davası da böyledir. TÖS davası da; Aydınlık davası da böyledir. Haziran Hareketi davası da, diğer davalar da hep böyle. Ben bu davaların dördünde sanıktım. Yakalansaydım ve mahkeme önüne çıkmak nasip olsaydı dört davada da yargılanacaktım.</p>
<p>Evet, inisiyatifin bizde olduğu ve gerici güçleri geriletebildiğimiz o günlerde militan sol içinde herkes MDD&#8217;yi savunuyordu. Bugün Türk solunu oluşturan bilmem şu kadar örgütün önemli bir kesimi 12 Mart öncesi militan solun çizgisinin sürdürücüsü olduğunun iddiasındadır. Bunlar, aynı terminolojiyi kullanmasalar bile bugün de emperyalizme karşı, faşizme karşı mücadeleyi ön plana almakla öz olarak bizim terzlerimizle bağdaşan görüşler savunmaktadırlar. Başka türlü de olamaz. Bugün Türkiye&#8217;de bağımsızlık ve demokrasi mücadelesine öncelik tanımayan ve soyut sosyalizm propagandasıyla yetinen bir çizgi ciddiye alınamaz. Ancak bu örgütler ötekilerden değişik bir çizgi izlediklerini kanıtlama gayretinde olduklarından ayrıntı niteliğindeki farklılıkları alabildiğine vurgulamadan edemiyorlar.</p>
<p>Bu tutumdakilerle, varlıklarını solun bölünmüşlüğüne borçlu olanlarla diyaloğun hiçbir yararı olmadığı açık. Geçmişi Marksist eleştiri süzgecinden geçirme kavrayış ve yürekliliğini gösteremiyen, Türkiye Marksist solunda sağlam ne varsa onun birliği içinde erimeye hazır olmayan örgüt ve çevrelerle diyalog zaman kaybıdır. Sosyalist örgütlenme sorunu, dediğim kavrayış ve yürekliliği gösterebilenlerle omuz omuza çözüme bağlanacaktır.</p>
<p><em><strong>Kaynak: Mihri Belli, “Devrimci Hareketimizin Eleştirisi: 1961-1971”, Emekçi Yayınları, 1977</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://mihribelli.com/2006/09/20/milli-demokratik-devrim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
